Evli bir adamdan hamile kaldım

“Peki ona ne yaptı?” Sezin, soruma hemen cevap vermedi. Parmaklarını dosyanın kenarında gezdirdi. Sanki yıllardır kapalı tuttuğu bir kapıyı açmak üzereydi ve o kapının arkasından çıkacak şeyin yalnızca beni değil, kendisini de yeniden yaralayacağını biliyordu. Sonunda dosyanın içinden eski bir fotoğraf çıkardı. Fotoğrafta beş yaşlarında küçük bir kız vardı. Koyu renk saçları alnına düşmüş, kameraya bakarken hafifçe gülümsüyordu. Üzerinde pembe bir hırka vardı. Boynunda küçük bir kalp kolye asılıydı. “Adı Defne’ydi.” dedi Sezin. “Defne mi?” “Benim ilk çocuğum.” Sesindeki titreme o kadar belirgindi ki kucağımdaki Rüzgâr’ı biraz daha sıkı tuttum. “Down sendromlu muydu?” Sezin başını yavaşça salladı. “Evet.” Odanın içindeki bütün sesler bir anda kaybolmuş gibi oldu. Buzdolabının uğultusu. Sokağın gürültüsü. Rüzgâr’ın hafif nefesi. Hepsi uzaklaştı. “Ne oldu ona?” Sezin gözlerini fotoğraftan ayırmadan konuştu. “Taylan’la evlendiğimizde Defne iki yaşındaydı. Taylan onun biyolojik babası değildi.” Bu cümle beni şaşırttı. “Değil miydi?” “Hayır. Defne’nin babası ben hamileyken hayatını kaybetti. Taylan’la yaklaşık bir yıl sonra tanıştım.” Sezin acı bir gülümsemeyle başını eğdi. “Başta mükemmeldi. Defne’yle oyun oynardı. Doktor randevularına gelirdi. Hatta bana, ‘Onun babası olmak için kan bağımızın olmasına ihtiyacım yok.’ demişti.” Tüylerim diken diken oldu. Çünkü bu, benim tanıdığım Taylan’a hiç benzemiyordu. Ya da belki de fazlasıyla benziyordu. İnsanlara ihtiyaç duyduğu yüzünü gösteren Taylan’a. Sezin devam etti. “Sonra evlendik. Bora doğduktan sonra her şey değişmeye başladı.” “Nasıl?” “Önce küçük şeylerdi. Defne çok ses çıkarınca sinirleniyordu. Terapileri pahalı buluyordu. Onu yanımızda bir yerlere götürmek istemiyordu. Misafir geldiğinde odasında kalmasını istiyordu.” Sezin ellerini yumruk yaptı. “Bir gün arkadaşlarımızla yemeğe gidecektik. Defne de hazırlanmıştı. Elbisesini kendi seçmişti. Kapıya geldiğinde Taylan ona baktı ve bana, ‘Bu akşam sadece normal bir aile gibi görünemez miyiz?’ dedi.” Mideme sert bir yumruk yemiş gibi oldum. Kucağımdaki Rüzgâr kıpırdandı. Yüzüne baktım. Sonra tekrar Sezin’e döndüm. “Sen ne yaptın?” “Onu tokatladım.” Bu kez sesinde titreme yoktu. “Hayatımda ilk ve son kez.” Bir süre sessiz kaldı. “Ama keşke o gün sadece tokatlayıp kalmasaydım. Keşke Defne’yi alıp o evden çıksaydım.” Dosyadan bir hastane raporu çıkardı.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.